Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulamaları Geri Dön

Ülkemizde yaklaşık 7.5 milyon civarında Orman Köylüsü; Orman içinde ve bitişiğinde bulunan ve sayısı 20293’ü bulan Orman Köyünde yaşamaktadır. Milli gelirden en az payı alan (yaklaşık yıllık 250-300 dolar civarında) grupta yer alan bu vatandaşlarımız geçimlerini tarım, hayvancılık ve orman işçiliğinden temin etmektedir.

Tarım ve hayvancılık yaparak ormanla iç içe yaşamak mecburiyetinde olan gelir düzeyi düşük Orman Köylüsü mecburiyet karşısında Ormandan açarak tarla, bağ, bahçe, mera yapmış ve Orman içine yerleşmek durumunda kalmıştır.

Bu durumu göz önüne alan Anayasalarımız; getirdikleri düzenlemelerle Orman Köylüsü için özel hükümler ihdas ederek Orman Köylüsünün korunmasını emretmektedirler.

2/B SAHALARI İLE İLGİLİ YASAL SÜREÇ

    İlk düzenleme 1961 Anayasasında yapılmıştır. 1961 Anayasasına paralel olarak Orman Kanununda ilk yasal düzenleme 1973 yılında yapılmış,1744 Sayılı Kanun çıkartılmış, 15.10.1961 tarihinden önce; bilim ve fen bakımından Orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanları ve yerleşim yerleri ile, Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen yerlerin orman sınırları dışına çıkartılması hükmü getirilmiştir. Orman mevzuatında “2. madde uygulaması” çalışmalarına 1974 yılında başlanmıştır.

    Bilahare 1982 Anayasasının 169 uncu maddesinde Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından Orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerlerin Orman sınırları dışına çıkarılabileceğine dair hüküm bulunması sebebiyle; 6831 Sayılı Orman Kanununun 2 inci maddesinde 2896 Sayılı Yasa ile değişiklik yapılarak, yukarıdaki şartları taşıyan yerlerin orman sınırları dışına çıkarılabileceğine dair hüküm getirilmiştir. Böylece 2/B uygulamasına başlanılmıştır.

    Orman köylüsünün korunmasını emreden anayasamızın 170 inci maddesinde “ilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması; Orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisinin kanunla düzenlenmesine” dair hüküm bulunması nedeniyle 6831 sayılı Kanunun 2 inci maddesinde 2896 sayılı yasa ile değişiklik yapılarak yukarıdaki şartları taşıyan yerlerin orman sınırları dışına çıkarılabileceğine dair hüküm getirilmiştir. Böylece 2/A uygulamasına başlanmıştır.

    Anayasamızın 169 ve 170 inci maddelerinde ifade edilen amir hükümlerin kanunla düzenleneceğinin belirtilmesi üzerine 2924 sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun” adı altında 20.10.1983 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 1991 yılına kadar ciddi bir uygulama yapılmamıştır. 1991 yılında Orman Bakanlığı teşkilat yasası ile Orman ve Köy İlişkileri Genel Müdürlüğü yeniden kurularak, uygulamaya hız kazandırılmıştır. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile protokol yapılmış, orman sınırları dışına çıkarılan bu yerlerin ÖNCELİKLİ KADASTRO’ları yapılarak, ifraz ve parselasyonlarının yapılması ve satışa hazır hale getirilmesine çalışılmıştır. Bu çalışmalar devam ederken Anayasa Mahkemesince 30.03.1993 gün 1992/48 E. 1993/14 Sayılı kararla “çıkarılan bu yerlerin Orman Köylüsünden başkasına satışının yapılması Anayasaya göre mümkün değildir.” Gerekçesi ile iptal edilmiştir.

    Bu iptal üzerine ortaya çıkan hukuki boşluğun giderilmesi için Orman Bakanlığınca 30.10.1995 tarihinde 4127 Sayılı Kanun çıkartılmıştır. Bu yasa ile 2924 Sayılı Kanunda yapılan değişiklikle “Orman Köylüsü” tanımı getirilerek, uygulamaya hız kazandırılmış, Yasanın Yönetmeliği de çıkartılarak, 536 Köyde çalışma yapılmış, 6.701 Ha. yerin Orman Köylüsüne satışı ve tapularının verilmesi işlemi gerçekleştirilmiş, 2003 yılı itibariyle 49 trilyona yakın gelir elde edilmiştir.

    Maliye Bakanlığı bu yerlerin Hazine adına çıkarılmış olması nedeniyle satışının da Bakanlıklarınca yapılması gerekçesi ile 29.06.2001 tarihli 4706 sayılı Kanun çıkartılarak yürürlüğe konmuştur. Bu Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra 2/B sahalarının satışıyla ilgili her türlü tasarruf yetkisi Maliye Bakanlığına geçmiştir.


     Söz konusu Yasanın;

     “ Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerler” başlıklı 3. Maddesinin birinci fıkrasında, “ 6831 Sayılı Orman Kanununun değişik 2.Maddesi ( B ) bendi gereğince Hazine adına Orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde 2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz” hükmünün yer alması sebebiyle; 4706 Sayılı Yasanın 18.07.2001 tarihli ve 24466 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesinden sonra; bu yönden 2924 Sayılı Yasa uygulanabilirlik özelliğini kaybetmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.12.1997 tarih 1997/19-665 E., 1997/1018 sayılı kararı da buna dairdir.

    4706 Sayılı Yasa ile getirilen düzenlemede “6831 Sayılı Kanunun değişik 2/B maddesi gereğince Hazine adına Orman Sınırları dışına çıkarılan yerlerin Maliye Bakanlığı uhdesine geçtiği, bu yerlerin satış işlemlerinin yapılabilmesi için yapılacak öncelikli kadastronun Maliye Bakanlığınca yaptırılacağı, imar uygulama ve mevzuatındaki kısıtlamalara tabi olmayacağı, bu yerlerin Harçlar Kanunundaki harca tabi değerinden az olmamak üzere rayiç bedeli üzerinden köylerde, varsa öncelikle kullanıcısı Orman köylüsüne, Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde ise kullanıcılarına doğrudan satılabileceği gibi aynı amaçla ilgili Belediyelere ve Arsa Ofisi Genel Müdürlüğüne devredilebileceğine dair hükümler yer almakta idi.

    Ancak söz konusu bu 3. madde hakkında; Kanunun 18.Temmuz 2001 tarihinde yürürlüğe girmesini müteakip, Sayın Cumhurbaşkanınca Yürürlüğün Durdurulması ve iptali talebiyle Anayasa Mahkemesinde dava açılması üzerine; Mahkemece verilen ve 15.09.2001 tarih 24524 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14.09.2001 tarih 2001/382E, 2001/8 sayılı kararla öncelikle Yürürlüğünün Durdurulmasına karar verilmiş, yine Mahkemenin 04.10.2002 tarih 24896 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 23.01.2002 tarih 2001/382 E., 2002/21 sayılı kararıyla da 3. madde tamamen iptal edilmiştir.

    Anayasa Mahkemesi iptal gerekçesinde; “Anayasanın 170. Maddesi; Orman Sınırları dışına çıkartılan yerlerin; ülke nüfusunun dörtte birine yakın bölümünü teşkil eden ve Orman içi ve bitişiğinde yaşayan Orman Köylüsünün kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi ve Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek ancak bu halkın yararlanmasına TAHSİS edilmesi gerektiğini Anayasa ile bu işlerin yapılması hususunun Devlete görev olarak yüklenmiş olduğunu, ülke nüfusunun dörtte birine yakın bölümünü teşkil eden, ancak sağlıksız biçimde ve düşük sosyo-ekonomik yapı içinde yaşayan Orman içi veya bitişiği köyler halkına, bilim ve fen bakımından orman olarak işletilmesinde hiçbir yarar görülmeyen yerlerin Devlet eliyle ihya edilerek yararlanılmak üzere tahsis edileceği, bu nedenle Orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin yalnızca Orman köyleri halkının nakli ve yerleştirilmesi amacıyla değerlendirilmesinin olanaklı olduğunu Anayasanın bu emredici kuralı nedeniyle yasa koyucunun, bu alanların kullanıcılarına veya başkalarına, hatta Orman içi köyler halkına satılmasını veya bu amaçla devredilmesini sağlayacak bir düzenleme yapmasının mümkün olmadığını; bu nedenle Hazine adına Orman Sınırları dışına çıkarılan yerlerin satışı ve bu amaçla devrini düzenleyen Maddenin Anayasaya aykırı bulunduğunu” belirtmiştir.

    Bu durumda ; 6831 sayılı Orman Kanununun değişik 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkartılan bu yerlerin orman köylerine dahi satışı mümkün olmayıp; ancak Tahsisi ve orman içi köyler halkının nakli için kullanılması mümkün olabilecektir.

    6831 sayılı Orman Kanununun 2. maddesi (B) bendi uyarınca; “31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanları orman sınırları dışına çıkarılır.” İfadesi doğrultusunda;

    Orman Bakanlığınca 31/12/2002 tarihine kadar toplam 473.000 Hektar saha orman sınırları dışına çıkarılmıştır.

    Orman sınırları dışına çıkartılan sahalardan ; 98.136 Hektar alanın dosyası kullanım kadastrosu yapılması için, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir.Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce 01/01/2001 tarihine kadar 43.962 Hektar alanın kullanım kadastrosu yapılmıştır.

    Bu alanlardan 6.701 hektarlık kısmı kullanıcısı orman köylüsüne satılarak 2003 yılı fiyatları ile 49 Trilyon TL. gelir elde dilmiştir.

    2/B sahalarının satış işlemleri Anayasa Mahkemesinin önce yürütmeyi durdurma, bilahare de iptal kararı ile durdurulduğundan 2 yıla aşkın süredir hiçbir satış işlemi yapılamamaktadır.

    Kırsal alandan göç eden kişiler özellikle bu tür alanlardan; Hazine arazilerini ve orman sahalarının bir bölümünü yerleşim yeri ve tarım alanı haline dönüştürmüşlerdir.

    Halen bu yerlerde ikamet eden nüfusun yaklaşık bir milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu yerler üzerinde köyler, beldeler ve ilçeler oluşmuştur.

    Bu sahaların yeniden orman olarak değerlendirilebilmesi mümkün görülmemektedir.

     Anayasa Mahkemesinin iptal kararında ise bu sahaların yalnızca orman köylüsüne tahsis edilebileceği belirtilmiştir. Ancak bir kısmı yerleşim alanı haline dönüşmüş olan bu alanlarda “orman köylüsü” tanımı içerisinde sayılabilecek nüfus da bulunmamaktadır. Bu araziler üzerinde halen mülkiyet ve sosyal problemler devam etmektedir. Bu kişiler kullandıkları arazilerle ilgili tasarruf haklarını kullanamamaktadırlar.

    Ayrıca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan bu yerlerin, çoğu kez alınıp satılmış hatta birkaç defa el değiştirmiş olduğu bilinmektedir.

     2/B ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan bu yerlerin bir kısmı; orman köyü ile ilgisi olmayan kişilerin elinde bulunmaktadır. Çoğunluğu İstanbul, İzmir, Antalya ve Muğla gibi arazi rayiç değerinin yüksek olduğu illerde bulunmaktadır.


    Bu yerlerin nitelikleri doğrultusunda değerlendirilmesi durumunda;

  • Mülkiyet sorunları çözülecektir.
  • Adli ve İdari Yargıdaki dava sayıları önemli ölçüde azalacaktır.
  • Halen bu alanları fiilen kullanmakta olanlar hak sahipliği konumunu elde edecekler ve usulsüz olarak kendi tasarruflarında bulunan yerlerin kanuni sahibi olacaklardır. Böylece ormana bağımlılıkları azalacaktır.
  • Hak sahipliği ile ilgili iş ve işlem süreleri başlayacak ve bu durum ekonomiye bir canlanma getirecektir.
  • En önemlisi de mevcut haliyle kesinlikle orman vasfını kazanamayacak olan bu yerler orman köylüsünün sosyo-ekonomik yönden kalkınmasında büyük bir katkı sağlayacaktır.
  • Ülkemizin genel ekonomisine de olumlu yönde katkı yapacaktır.
  • Ayrıca emlak ve diğer vergi gelirleri ile de Hazineye büyük bir katkı sağlanacaktır.






Anasayfa | Site Hakkında | Site Haritası | Kullanım Esasları | Sitede Ara | İnternette Ara | Yardım | Linkler | İletişim Kur